Aidat Borcunda Zamanaşımı: Süresi ve Kesilme Nedenleri

💡 Hızlı Cevap: Aidat, her ay doğan dönemsel bir edim olduğu için TBK m.147 gereği 5 yılda zamanaşımına uğrar. İcra takibi, kısmi ödeme ve borç ikrarı süreyi keser.

Okuma Seviyesi: Kolay • Tahmini Okuma Süresi: 8 dakika


Zamanaşımı Süresi

Zamanaşımı, borcun kanunda öngörülen süre içinde talep edilmemesi halinde borçlunun borcu ödemekten kaçınabilmesini sağlayan bir muessesedir. Aidat alacağı ise her ay doğan dönemsel bir edimdir. Türk Borçlar Kanunu'nun 147. maddesi, dönemsel edimler için beş yıllık zamanaşımı öngörür. Bu yüzden aidat alacağı beş yılda zamanaşımına uğrar.

Genel kural olan TBK m.146 ise on yıllık zamanaşımını düzenler; ancak aidat özelinde beş yıllık süre geçerlidir. Her aylık aidat kendi vadesinden itibaren ayrı ayrı zamanaşımına uğrar. Örneğin Mart 2021 aidatı Mart 2026'da, Nisan 2021 aidatı Nisan 2026'da zamanaşımına uğrar. Yani yönetim, beş yıldan eski her aylık aidatı tek tek kontrol etmelidir.

Yargıtay'ın yerleşik ictihadı da aidatın dönemsel edim niteliğini kabul eder ve beş yıllık süreyi uygular. Yani aidat alacağı için on yıl değil, beş yıl geçerlidir. Bu nokta, aidatı geç tahsil eden yönetimlerin en çok yanıldığı konudur.

Zamanaşımı borcu tamamen ortadan kaldırır mı?

Hayır. Zamanaşımına uğrayan aidat alacağı eksik borç yani tabii borç haline gelir. Borçlu bu borcu öderse geçerli bir ödeme yapmış olur ve parayı geri isteyemez. Borçlu ödemek istemez ve zamanaşımı def'ini ileri sürerse alacaklı tahsilat yapamaz. Bu ayrım, zamanaşımı muessesesinin özünü oluşturur.

Bu yüzden borç zamanaşımına uğradı, artık yok demek yanlıştır. Borç varlığını sürdürür; sadece cebren tahsil edilemez hale gelir. Yönetim, zamanaşımına uğramış olsa bile borçluyla gönüllü ödeme konusunda anlaşabilir.

Alacak TürüZamanaşımı SüresiYasal Dayanak
Aidat (aylık dönemsel edim)5 yılTBK m.147
Kira bedeli (dönemsel)5 yılTBK m.147
Genel alacaklar10 yılTBK m.146

Zamanaşımı süresi ne zaman başlar?

Süre, her aylık aidatın muaccel olduğu günden, yani son ödeme gününden itibaren işlemeye başlar (TBK m.149). Aidat her ay bağımsız bir alacak doğurduğu için her birinin zamanaşımı ayrı hesaplanır. Bir defada tüm borcu tek süreye bağlamak doğru değildir.

Yönetimler çoğu zaman borçlu listesini tek bir toplam olarak görür ve hepsi için aynı süreyi varsayar. Oysa 2020 tarihli bir aidat ile 2025 tarihli bir aidat aynı kaderi paylaşmaz. 2020 tarihli olan çoktan zamanaşımına uğramış olabilir; 2025 tarihli olan ise hâlâ canlıdır. Doğru yaklaşım, alacağı aylara bölüp her ayı ayrı değerlendirmektir.

Bu ayrımın pratik bir sonucu vardır: yönetim, zamanaşımına uğrayan eski ayları takip listesinden ayırıp yalnızca canlı alacakları takibe koymalıdır. Aksi halde dava veya takipte zamanaşımı def'iyle karşılaşıp zaman kaybeder. Mersin'de yönettiğimiz sitelerde bu ayırımı her yıl düzenli yapar, beş yılı dolan alacakları tek tek tespit ederiz.

Zamanaşımını Kesen Nedenler

Zamanaşımı süresi dolmadan önce bazı işlemler süreyi keser ve süre baştan işlemeye başlar. TBK m.154'e göre kesen nedenler şunlardır:

  • İcra takibi veya dava: Borçluya karşı icra takibi başlatılması veya dava açılması zamanaşımını keser. Takibin kesinleşmesi gerekmez, başlatılması yeterlidir.
  • Kısmi ödeme: Borçlunun borcun bir kısmını ödemesi borcu ikrar anlamına gelir ve süreyi keser. Küçük bir tutar ödenmiş olsa bile sonuç aynıdır.
  • Borç ikrarı: Borçlunun borcu yazılı veya sözlü kabul etmesi zamanaşımını keser. "Borcumu biliyorum, ödeyeceğim" demek bile ikrar sayılır.

Kesen bir işlemden sonra süre sıfırlanır ve beş yıl yeniden işler. Bu yüzden yönetim, borçluya gönderdiği her ihtarnameyi ve yapılan her ödemeyi kayıt altına almalıdır. Mersin'de yönettiğimiz binalarda ödeme planına bağlanan borçlarda bu kayıtlar tahsilatı garanti altına alır.

Kesen nedenler neden önemli?

Zamanaşımını kesen işlem, alacağı beş yıl daha canlı tutar. Kayıt tutmayan bir yönetim, borçlunun yıllar önce yaptığı kısmi ödemeyi ispatlayamazsa alacağını kaybedebilir. Bu yüzden gelir-gider defteri ve ödeme kayıtları kadar ihtarname kopyaları da saklanmalıdır.

Uygulamada en çok ispat sorunu kısmi ödemede çıkar. Borçlu bankadan küçük bir tutar gönderir ama ne için gönderdiğini belirtmez. Yönetim bu ödemeyi aidat alacağına saydığını yazılı olarak teyit etmelidir. Aksi halde borçlu, ödemenin başka bir borca ait olduğunu öne sürebilir.

İhtarname tek başına zamanaşımını kesmez; ancak borçlunun ihtara verdiği yazılı cevap veya kabul, borç ikrarı sayılarak kesebilir. Bu yüzden yönetim, ihtar göndermenin ötesinde borçlunun cevabını da saklamalıdır. İhtarname, daha çok borçluyu temerrüde düşürmeye ve süreci belgelemeye yarar.

Zamanaşımı ve İcra Takibi İlişkisi

Zamanaşımına uğramış bir aidat borcu için yine de icra takibi başlatılabilir; çünkü zamanaşımı borcu ortadan kaldırmaz, sadece borçluya bir def'i hakkı verir. Ancak borçlu süresi içinde itiraz edip zamanaşımı def'ini ileri sürerse takip durur ve tahsilat yapılamaz.

İcra takibi aynı zamanda zamanaşımını kesen bir işlemdir; bu yüzden yönetimler aidat alacaklarını beş yılı geçirmeden takibe koymalıdır. Mersin'de yönettiğimiz bazı binalarda eski dönem aidat alacakları zamanaşımına uğramış olarak karşımıza çıkar. Bu durumda tahsilat fiilen imkânsızlaşır; borcun zamanında takibe konulması bu yüzden kritiktir.

Takip, zamanaşımını nasıl etkiler?

İcra takibi başlatıldığı anda zamanaşımı kesilir ve beş yıllık süre yeniden başlar. Ancak takip düşerse (örneğin alacaklı takibi sürdürmezse) bu etki ortadan kalkabilir. Takibin kesinleşmesi, alacağı uzun yıllar korur ve tahsilatın önünü açar.

Takip düşerse zamanaşımı yeniden mi işler?

İcra takibi başlatıldığında zamanaşımı kesilir; ancak takip alacaklının hareketsizliği nedeniyle düşerse kesilme etkisi ortadan kalkar. Takibin kesinleşmesi ise alacağı uzun yıllar korur. Bu yüzden takibi başlatmak kadar sürdürmek de önemlidir; yarım bırakılan takip, zamanaşımı açısından hiç başlatılmamış gibi sonuç doğurabilir.

Zamanaşımı Def’i Nasıl İleri Sürülür?

Hâkim zamanaşımını kendiliğinden dikkate alamaz (TBK m.161). Borçlunun bunu açıkça ileri sürmesi gerekir. İcra takibinde borçlu, ödeme emrine itiraz dilekçesinde zamanaşımı def'ini bildirir. Mahkemede ise cevap dilekçesinde ileri sürülür. Süresinde ileri sürülmezse hak kaybı doğar.

Def'in ileri sürülmesi, borcun ifasını kalıcı olarak engeller; alacaklı artık tahsilat yapamaz. Ancak borçlu, zamanaşımına uğramış borcu bilerek öderse bu ödeme geçerlidir ve geri istenemez. Bu, zamanaşımının borcu yok etmeyip eksik borç haline getirmesinin sonucudur.

Alacaklı taraf ne yapmalı?

Yönetim tarafı, zamanaşımı def'iyle karşılaşmamak için aidat alacaklarını beş yıl dolmadan takibe koymalı ve tüm kesme işlemlerini belgelemelidir. Def'le karşılaşıldığında ise kesen nedenlerin (kısmi ödeme, ikrar, önceki takip) ispatı için kayıtlar devreye girer.

Zamanaşımı def'i, icra takibinin itiraz aşamasında veya davada cevap süresi içinde ileri sürülmelidir. Borçlu bu süreyi kaçırırsa def'i hakkını kaybeder ve borcu ödemek zorunda kalır. Yönetim açısından önemli olan, takibi beş yılı doldurmadan başlatmak ve kesen her işlemi belgelemektir. Mersin'de yönettiğimiz binalarda bu takvim düzenli kontrol edilir.

Aidat alacağı beş yıl canlı kalır, doğru işlemlerle bu süre yenilenebilir. Yönetimin görevi, alacağı doğduğu andan itibaren takip etmek ve süreyi kaçırmamaktır. Profesyonel yönetimde bu takip bir takvime bağlıdır; unutulan bir yıl, tahsil edilemeyen bir alacak demektir.

Aidat alacaklarınız zamanaşımına mı uğruyor?

İmer Yönetim, Mersin’de aidat takibini zamanında başlatır, icra sürecini ve zamanaşımı riskini sizin yerinize yönetir. Hemen arayın.

📞 0533 406 88 08 WhatsApp

Sıkça Sorulan Sorular

Aidat borcunda zamanaşımı kaç yıl?

Cevap: Aidat her ay doğan dönemsel bir edim olduğu için 5 yılda zamanaşımına uğrar (TBK m.147). Her aylık aidat kendi vadesinden itibaren ayrı ayrı 5 yıllık süreye tabidir.

Zamanaşımı nasıl kesilir?

Cevap: İcra takibi başlatılması, borçlunun kısmi ödeme yapması veya borcu ikrar etmesi zamanaşımını keser (TBK m.154). Kesilmeden sonra süre baştan işlemeye başlar.

Zamanaşımına uğramış aidat ödenmek zorunda mı?

Cevap: Zamanaşımına uğrayan alacak eksik borç haline gelir. Borçlu dilerse öder; ödenirse geri istenemez. Ancak borçlu zamanaşımı def'ini ileri sürerse tahsilat yapılamaz.

Yönetici zamanaşımını kendiliğinden uygulayabilir mi?

Cevap: Hayır. Hâkim zamanaşımını kendiliğinden dikkate alamaz (TBK m.161). Zamanaşımı def'ini borçlunun açıkça ileri sürmesi gerekir.


Bu makale 20 Ekim 2026 itibarıyla güncel mevzuata göre hazırlanmıştır. Herhangi bir hukuki işlem öncesi bir avukata danışmanızı öneririz.

Profesyonel Yönetim İçin Hemen Ulaşın

Size özel çözüm için bizi arayın.

📞 0533 406 88 08
✍️ Yazar: Onur Ummak & Nimet Aydın Ummak | 20+ yıllık profesyonel apartman ve site yönetimi tecrübesi. İmer Yönetim kurucuları.



Apartman ve site yonetimiyle ilgili guncel yazilarimizdan ilk siz haberdar olun.